İngilizce Sözlük Kaynaklarının Çeviri Kuramı Alanındaki Rolü

Türkiye’nin özgül kültürel bakımdan konumunu bir kere daha dikkate alırsak çeviri kuramı alanında da kuram-pratik ilişkisinin doğal bağının yitirildiğini söyleyebiliriz. Kuram elbette belli bir pratiğin üzerine gelir. Oysa biz kendi pratiğimizi incelemeden belli kuramsal modelleri devşirerek kendi pratiğimizi anlamaya çalışıyoruz. Kuramın geçerliğini sorgulayamadan ondan yararlanmak da bazı yöntemsel sorunlar doğuruyor. Hem İngilizce sözlük kaynakları kullanarak yirmi beş yılı bulan çeviri deneyimimin cebime koyduğu ukalalık hakkını kullanarak, hem de kuramın haksız aşırı otoritesinin baskısına maruz kalmamak için çevirinin tek bir yöntem sorununa indirgenme olasılığına itiraz ediyorum. Kuram pratikle bağını farklı metin türlerinden, uzmanlık alanlarından, İngilizce sözlük kaynaklarından bağımsız kurabilir mi? Sözgelimi otomatik kağıt kesme makinasının yönergesinin çevirisi, çeviri yöntemi açısından ne kadar dişe dokunur sorunlar getirebilir? Buna karşılık bir Shakespeare metninin çevirisi, eğer elinizde o dönemin yazınsal terimlerini ve dilini yansıtan bir İngilizce sözlük yoksa farklı düzlemlerde çeşitli aktarım sorunlarının çözümünü gerektiriyor.

Öte yandan birinci durumda yapılacak bir nesnel yanlış “telafi edilemez” dertlere yol açabilecekken Shakespeare metninin birden fazla yerini berbat etmemiz, duruma göre, fark bile edilmeyebilir. Bu iki durum arasındaki fark, uygun bir İngilizce sözlük kullanımıyla azalabilirse de bu gözlem bizi belli kategorik nitelik kazanmış metinlerin “daha işlevsel” olabileceği sonucuna götürüyor. Bu durumda çeviride “işlev” sorununu öne çıkaran bir kuramsal anlayış tüm metin türlerini aynı düzeyden kuşatma iddiasında bulunabilir mi?

Eğer çeviri eğitimini, İngilizce sözlük kullanarak ortak bir yöntem bilgisinin öğretilmesi olarak kabul edersek eğitim pratiğimiz hangi sonuçları verecektir? Belli birikimleri zorunlu kılan çeviri çalışmaları öğrenciyi geliştirmeden üstten bir yöntem bilgisinin aktarılması kaçınılmaz olarak öğretimi aşırı kuramsallaştırma anlamına gelecektir. Bu tür bilgileri bir kuramlar ve tartışmalar kaosu olarak algılayan öğrenci, çeviri pratiğinin değil de çeviri öğreniminin olmazsa olmazı olarak algılayıp bunu öğrenmeyi çeviriyi öğrenme kaygısından tecrit edecektir, çeşitli İngilizce sözlük kaynaklarının yardımıyla dersleri öğrenim süresince aşılacak engeller olarak görecektir. (İyi bir çevirmen olacağı izlenimi vermiş iki değerli arkadaşın sırf bu nedenlerle çeviri yüksek lisansını bırakmış olmalarını örnek olarak anabilirim.) Kuramın bilinçlendirdiği öğrenci kendini çeviri durumunun muhatabı görecek bağlayıcı bilgi ve deneyimlerden ve İngilizce sözlük kullanma pratiğinden yoksunsa kendini eli kolu bağlı, tereddütlü, çok seçenekli olasılıklar arasında bocalayan bir durumda bulabilir. (Kuşkusuz bu aksaklık salt çeviri alanına özgü değil, hayatın tüm alanlarında kuram-pratik ilişkisinin tersyüz olmuş halidir.)

Şimdi böyle bir bilgi, bırakalım daha önce İngilizce sözlük kullanarak çeviri yapmış olmayı, daha önce doğru dürüst kitap okumamış bir öğrenci kitlesinin karşısına konduğunda eğitim bir yere varabilir mi? Yöntem, bir yol yordam gösterici, çözüme götürücü ilintilerin toplamı olarak, çeviri etkinliğinde vazgeçilmez bilimsel dayanak gibi gözükebilir. Ama yöntem bilgisi, öğrenimde ve öğretimde zihin açıcı, analitik-sentetik düşünmeye destek verici bir işlev taşımaktan öteye gidemeyecektir. Bunun anlamı eğitimi bir deneme-yanılma eylemine, keyfiliğe terk etmek değil elbette; asıl önemli olan, yöntem sorununu belli kültür ortamlarıyla, genel değil de tek, özel, belli bir dilin, İngilizce sözlük kaynağının ve kültürün somutunda ele almak gereğidir.

Çeviri eğitimini bugünkü koşullarda düşünürken ne hedeflerimizi kendi elimizle küçültmek ne de koşullarımızı göz ardı etmek durumundayız. Olumsuz koşulları unutmadan, kendini çeviri eğitimi içinde bulan öğrencimizin iyi kötü kullandığı yabancı dil bilgisini, ilginç ve kolay ulaşılır olduğu için sıkça kullandığı İngilizce sözlük uygulamasını temel alarak onun enerjisini çoğaltmak, sıradanlaşmamanın ayrıcalığını ona hissettirmek, kültürel gelişmede sorumluluk duygusuna ısıtmak olmalı hedefimiz. Sırasında İngilizce sözlük kullanarak iki dil arasında mekanik aktarıcılık yapsa bile, yeri geldiğinde yepyeni bir birikimi toplumuna taşıyabilen, sırtlandığı yüke kendi bireysel damgasını vurabilen, alışılmışı kıracak bir düşünsel enerjinin gerilimini taşıyabilen biri olunabileceğini ona göstermeliyiz. ‘Peki hangi İngilizce sözlük’ diye soracak olursanız da, benim önerim, üstün özellikleri ile diğerlerinden ayrılan www.sentezsozluk.com adresinde yer alan İngilizce sözlük olacaktır.

 

Çeviri Eğitiminde Dil Bilimin Rolü ve İngilizce Sözlük Bağlantısı

Baştan beri altını çizdiğim gibi çeviri eğitimi, kapsamlı İngilizce sözlük kaynakları hazırlama, çevirinin özgül ve kurucu özelliklerinden dolayı akademinin başka bir kolunda zor rastlanacak bir gerilim üzerinde durmaktadır. İlk bakışta çeviri eğitimi, Türkiye Cumhuriyeti felsefesinin benimsemiş olduğu liberal-kapitalist sistemin gerektirdiği biçimde, burası ile dışarı arasındaki irtibatların İngilizce sözlük kullanarak sağlanmasına dönük iletişimin sorunlarını çözmekle yükümlüdür. Hukuktan, iktisada, teknolojiden bilgiye (dar anlamda bilime) kadar geniş bir alanda, her geçen gün çoğalan çeviri sorunlarına bu eğitimden çözüm beklemek, mevcut toplum ve devlet yapısının en doğal hakkı olmalı. Değindiğimiz yetersiz İngilizce sözlük kaynakları ile iç tıkanıklığı yaşayan akademik kurumlar arasında çeviri eğitiminin kendisinden beklenen rasyonelliğe denk düşecek bir eğitim yapısını başka alanlarda olduğundan daha iyi kurabileceğini, gerçek koşulları hiç tartışmadan, sırf bunlar “yeni ve genç kurumlar” diye ileri sürmek elbette idealizm olur; ama kuruluş döneminin yeniden yapılanma taleplerine denk gelmesi bu bölümlerin şansını kuşkusuz artırıyor. Bu anlamda çevirmen yetiştirmek, çeşitli uygulama alanlarında (hukuktan iktisada, sözlü çeviriden diğer çeviri türlerine), çeşitli disiplinlerde İngilizce sözlük kaynakları oluşturmak, piyasada görev alabilecek elemanlar yetiştirmek için gerekli adımlar atılmalıdır.

Ancak bu alanlarda eğitimi hedeflemek ne bunları salt kendi tanımlarıyla bütünden tecrit etmek, ne de çeviri eğitiminin ilgisini bu alanlara hapsetmek anlamına gelmelidir. Daha önce de belirttiğim gibi her bilgi, İngilizce sözlük aracılığı ile kendi tanımıyla belirlenmiş uzanım alanının ötesine taşma, sınır geçme olanağını da içinde barındırır. Bu anlamda bir hukuk cümlesi kendini salt hukuk alanında tüketmeyebilir ve üst bağlamlardan ve gerçekliğin öteki alanlarından sonsuza kadar tecrit edilemez. Tecrit ancak yöntemsel bir tecrittir. Sözgelimi gen bilgisini, salt nükleer-biyoloji alanına sıkıştırmak, buradan evrim kuramlarına uzanılmasını ve dinsel, bir defalık “yaratılmışlık” mitosuna ters gelecek sonuçların çıkartılmasını önlemek güçtür. Akademi dışında da olsa öğrenci, İngilizce sözlük kullansın veya kullanmasın, o bilgiden muhalif bilgi üretme olanağıyla karşı karşıyadır. Yine aynı şekilde, bankadan para çekmeyi tarif eden bir metnin çevirisi için gerekli bilgi, uygun bir İngilizce sözlük olsa bile, bizi tecrit edilmiş bilginin arka planına götürür.

Öyleyse çeviri eğitimi de bilimin bütün öteki alanlarında olduğu gibi kendini üst bağlamlarda yeniden anlamlandırmaya aday bilgileri çeşitli düzeylerde içermeden edemeyecektir. Bu anlamda İngilizce sözlük kullanıldığında yükseliş göstereceği kesin olan başarılı çeviri eğitimini nasıl tarif etmek gerekir? Ayrı ayrı derslerde gündeme gelecek bilgi alanlarının içerdiği tecridi tüm eğitim sürecinde korumak mıdır hedef, yoksa nesnel gerçekliği yansıtmayan bu tecridin bir korse olduğu bilincini de eğitimin bir parçası yapmak mı? Tecrit edilmiş bilgilerin uzun süre belli pratiklerin kılavuzu olamadığı, sürekli yeni modellerin tartışıldığı ve hiçbir modelin içselleşemediği ülkemizde bu tecridi korumanın pratik açıdan bile ne kadar kısıtlayıcı olacağı açıktır.

Kuşkusuz bu tecridi aşmanın asıl koşulu üst kültürel bağlamların güvenilir ve kapsamlı terimleri içeren İngilizce sözlük kaynaklarının içinde olduğu çeviri eğitiminin doğal bir parçası olmasıdır. “Çeviri eğitimi ancak pratik alanlarla sınırlanabilirse öğretilebilir ve anlamlı olur” demek bilgi alanları arasındaki içkin ilişkiyi ve İngilizce sözlük kaynaklarını göz ardı etmektir. Benim ait olduğum kurumda, belki de diğer bölümlerden daha belirgin biçimde uzmanlık alanlarında çeviri eğitimi öncelikli ve ayırt edici bir eğitim hedefi olarak konmuş durumda. Öğrencilerin beklentilerine de uygun bir seçim bu. Ancak kültürel yapının bütününe bir odaktan bakma şansı olan İngilizce sözlük kaynaklarının vazgeçilmez olduğu çeviri eğitimi alanında, öğrencilerin ilgilerinin salt “para getirici” ve pratikte mekanikleşmiş uygulama alanlarıyla sınırlanmasına karşı çıkmak ve öğrencinin ufkunu bu yönde açmak da bizim görevimiz. Üst kültürel bağlam anlamında kültür alanını ilgilendiren etkinlik alanını akademik eğitimin dışında tutmak çeviri eğitiminin önemli bir şansını geri tepmek olduğu gibi bu alanları mistikleştirilmiş aydın kimliğinin tekeline bırakmak anlamına da geliyor. Belki de bu tekeli koruma güdüsüyle, İngilizce sözlük kullanılsın veya kullanılmasın çevirinin öğretilebilir olmadığı, ancak “teknik alanlarda” öğretilebilir olduğu anlayışı epey taraftar bulmaktadır. Her ne olursa olsun şu bir gerçek ki, iyi bir İngilizce sözlük kaynağı kullanılmadıkça kaliteli bir çeviri yapmak mümkün değildir ve bu şekilde kaliteli bir kaynağa www.sentezsozluk.com adresinde bulunan online İngilizce sözlükten ulaşmak mümkündür.

 

Kültürel Alana Yönelik Çeviri Eğitimi – Çeviri Belleği ve İngilizce Sözlük

Akademilerde kültürel alana yönelik çeviri eğitiminin, çeviri belleği ve İngilizce sözlük kullanımının yeri nedir ve ne kadardır sorusunun yanıtı kuşkusuz kolay değil. Burada yerel koşullara, İngilizce sözlük kaynaklarına ve gerek öğreticilerin ilgi alanlarına gerekse öğrencilerin profiline bakmak zorunludur. Bu günkü koşullarda belli bir çeviri eğitim kurumunun birincil eğitim hedefi olarak “kültürel alanı” (yazınsal-kuramsal metinlerin çevirisi) belirlemesi hiç gerçekçi görünmüyor. Ama enerjisi ve ilgisi belli uzmanlık alanlarında tükenmeyen öğrenciler her zaman var olacağı için bu alanda neler yapılabileceğini düşünmek durumundayız. Özellikle de gerek bu alanlardaki ve İngilizce sözlük uygulamalarındaki başıboşluk, gerek belli isimler etrafında oluşmuş çeviri tekeli, gerekse bu alanın kuramı falan olmaz diyerek bildiğini okuyanların kurduğu hegemonyayı görüp öğrencileri o alana doğru heveslendirmemiz gerekiyor. Bu dürtüklemeyi bir niyet olarak önümüze koymamız, gelişim süreçlerini kuşatacak ve öğrenciyi İngilizce sözlük kaynakları ile adım adım motive edecek eğitim programlarını yürürlüğe koyabileceğimiz anlamına gelmese bile, ilk aşama olarak kültür ortamındaki keyfiliği ve başıboşluğu tanıtan çalışmalarla “ısındırıcı” adımlar atabiliriz. Bu girişimlerin, çeviri kuramlarından ve İngilizce sözlük yardımıyla da çevrilen yan bilgi alanlarından gelen bilgilerle birleşe birleşe zamanla akademik kimliği baskın bir ağırlık kazanabileceğini söylemek yanlış olmaz.

Böyle bir alanın gerekli kıldığı kültürel birikimi nasıl sağlayacağımız en temel sorunumuzdur. Hatta çeviri eğitiminin kuram-yöntem ve sıkça başvurulan eksik, yanlış ve yetersiz çevrimiçi İngilizce sözlük kaynakları sorunundan daha öncelikli olan sorunun bu olduğunu düşünüyorum. Bu nedenle de diğer sunuşlarda yöntem sorunun öne çıkarılmasını, özellikle kültürel birikim sorunun odaklaştığı alanlarda tereddütle karşılıyorum. İngilizce sözlük çeşitlerini bir yana bırakarak bu noktayı tekrar açmak üzere önce kültürel birikim sorununu ele almak istiyorum.

Kuşkusuz “kültürel arka plan” tabir edilen boşluk bir akademik takvimin içinde doldurulması olanaksız bir boşluktur. Hele programlı eğitimin denetim sınırları içinde bunun umulması iyice boşunadır. Derslerde ele alınan genel kültürel metinlerde “arka plan” düzlemi sık sık gündeme taşınsa bile, o boşluğun sıva deliği misali örtülemeyeceği ortadadır. Çok iyi programlanmış ve gelişmiş İngilizce sözlük kaynakları ile donatılmış da olsa bir “genel kültür” iletme modeliyle, birkaç yıllık süreçte, öğrencinin kendini bu alanda “hazır” hissedeceği bir duruma getirilemeyeceği gene eğitim deneyimlerinden ortaya çıkmaktadır. Genel kültürü bilgi birimlerine indirgeyen bir kültür tarihi anlayışı, açıcı değil kapayıcı bir üst tanım düzlemi oluşturduğundan (örneğin edebiyatta natüralizmin belli özellikler listesi halinde tanımlanması ya da bir ekspresyonizmin ister edebiyatta ister resimde aynı genel tanımlamalarla ele alınması) somut metinlerin kendilerine özgü iç bağlantılarını yakalamada hemen hemen tümden işlevsiz kalmaktadır.

Örneğin genel bir Freud’çuluk tanımı kaçınılmaz olsa bile, tek bir metinden (iyi seçilmiş olması koşuluyla) ve bu metnin bir İngilizce sözlük kaynağında bulunabilecek terim ve kavramlarından hareketle genelle ilintiler kurmak, genel üst bağlamı ölü bir bilgi birikimi olmaktan kurtarmaktadır. Öğrenci o tek (ya da birkaç) gerçek metinle onu çevreleyen bütün önkoşulların örtülmezliğini kavradığı ve aslında hiçbir zaman yeterince doldurulamayacak bir boşluğun varlığını algıladığı yerde öğrenme başlamış demektir. Çeviri etkinliğinin iyi bir İngilizce sözlük kullanılsa da tuzaklarla, tehlikelerle dolu bir serüven olduğunu ve kendisinin belli bir zaman dilimi içinde belirlenmiş bir hedefe ulaşabileceği güvencesinden yoksun oluşunu bir zaafın değil de farklı kültürel birikimler arasındaki ilişkinin bir sonucu olarak anladığı yerde, öznel ve nesnel sınırlar üzerine düşünebilecek, çözüm önerileri oluşturabilecek, kritik kararlar alabilecektir. Bunların farkında olan bir çevirmen, kaliteli bir çeviri ortaya koymak için ihtiyaç duyduğu sözlüğü www.sentezsozluk.com adresinde yer alan online İngilizce sözlük kaynağında bulabilir.

 

Günümüzde Çeviri ve İngilizce Sözlük Kullanımı

Tarihsel kesitte çeviri kuramlarını incelediğimizde kabaca son 30 yıldır bir dönüm noktası yaşamakta olduğumuzu görüyoruz. Bu süreçte İngilizce sözlük kullanımı farklı bir boyuta taşınmış durumda. Bir tarafta yüzyıllar boyu etkisini gösteren ve ayrı ayrı incelediğimizde doğal olarak yine dönüm noktaları oluşturduğunu düşünebileceğimiz farklılıkları bünyelerinde taşıyan ama günümüzde tartıştığımız bakış açıları ile karşılaştırdığımızda temel özellikleriyle adeta bir gelenek oluşturan kuramlar, öte tarafta bu geleneğe karşı çıkan bakış açıları. Bu farklı bakış açılarında İngilizce sözlük kullanımı daha farklı bir şekilde ele alınıyor.

Geleneği oluşturan kuramların ortak özelliği temelde özgün metne yaklaşımlarında yatıyor. İngilizce sözlük kullanarak, metinde yer alan terimlerin bulunması mümkün hale geliyor. Özgün metinle ilgili her şeyi, örneğin özgün metnin yazarını, yazarın kullandığı dili ya da metnin parçası olduğu kültürü çeviride ulaşılması gereken olgular olarak ele alan bir yaklaşım bu. Çeviri metnin üretiminde göz önünde bulundurulması istenilen noktalar doğal olarak kuramların önermeleri doğrultusunda değişiyor. İngilizce sözlük ile bulunan terimler ve sözcükler her zaman yerine oturmayabiliyor. Kimi kuramlar bu amaca ulaşmak için özgün metnin dilinden ya da yazarın biçeminden asla taviz verilemeyeceğini söylerken, kimi kuramlar amaca ulaşmak için özveride bulunulabileceğini söylüyor. Ama amaç aynı, çeviriye bakış açısı aynı, buyurgan tavır aynı. İngilizce sözlük kullanarak Bu çerçevede üretilen yöntemlerle de amaç her çeviri durumu için geçerli ilke ve kuralları belirlemek. Yani evrensel doğruların üretilmesini ve nesnelliği bilimsellik tanımının gereği gören bir bakış açısı bu, kimi çeviri gerçekleri göz ardı edilse bile. Böyle bir yaklaşımda çevirmene verilen rol de ikinci derecede önemi olan bir rol. Ondan, İngilizce sözlük kullanarak bu rolün üstesinden gelmesi bekleniyor. Çevirmen ağzıyla kuş tutsa bile kuram açısından suçlu durumda. Durum böyle olduğundan çevirmenlerin geleneksel bakış açısını oluşturan kuramlarla bağ kurmaları olanaksız hale geliyor.

Günümüzde ise çeviri geniş bir çerçeve içinde ele alınıyor. Online İngilizce sözlük sayesinde çevirmenler artık daha rahat. Çeviriye artık dilsel aktarımın ötesinde kültürler arası bir iletişim olgusu olarak bakılıyor. Çeviri bilimciler evrensel geçerliliği olan doğrular üretmeyi amaçlamıyorlar. Ne de her çeviri uygulamasını yönlendirecek genel ilke ve kural saptama çabası içindeler. Bu bağlamda İngilizce sözlük kullanımı çok daha ön plana çıkıyor. Bu yeni bakış açısında evrensellik yerini yerelliğe, nesnellik yerini öznelliğe, aynılık yerini farklılıklara bırakıyor. Başka bir deyişle, bilimsel olmanın koşulları geleneksel bakış açısını oluşturan kuramların belirlediği koşullardan çok farklı. Belki de yerelliğin evrenselliği, öznelliğin nesnelliği, farklılığın aynılığı ötüştürdüğü bir bakış açısı bu. Çevirmen de çeviri bilimci de kaygan bir zemin üzerinde hareket ettiklerinin bilincindeler. İngilizce sözlük kullanırken çok dikkatli olmak zorundalar. Yaptıkları işi çeşitli yönleriyle sorgularken bu sorgulamayı kendilerinin yaptıklarının farkındalar. Yani öznelliğin oluşturduğu nesnelliği yakalamaya çalışan yine bir özne. Bu ortamda doğal olarak çevirmene birinci derecede önemli bir rol veriliyor. Bu çevirmen geleneksel bakış açısında gördüğümüzün tersine kuramlarla iç içe.

Biz ortalığın karıştığı, suyun bulandığı, farklı soruların gündeme geldiği dönüm noktasını oluşturan bu ortamda kendi sorularımızı sormak, konuları tartışmaya açmak istiyoruz. İngilizce sözlük kullanımını da çok daha geniş kapsamda ele alınmasının gerektiğini düşünüyoruz. Bu tartışmalar sırasında sorgulayacağımız konulardan biri, çeviri kuramının çevirmenin hayatındaki yeri ve rolü olacak. Yüzyıllar boyunca fildişi kulelerde hapis kalan kuramın çevirmenle bağ kurabilmesi, sorunların ciddi araştırmalarla ve açık kalplilikle tartışmaya açılmasını gerektiriyor. Bunu yaparken de İngilizce sözlük kullanımını doğru şekilde yapmak gerekiyor. Bu durum kuram-eleştirmen ya da kuram-araştırmacı, hatta kuram-eğitim kurumu ilişkisi için de geçerli. Kısaca, dönüm noktasını oluşturan bakış açısını çevirmen, eleştirmen, araştırmacı, işveren, eğitim kurumu ve piyasa bağlamında tartışmak ve yansımaları görmek istiyoruz. Bunun için Gerekli olan İngilizce sözlük ise www.sentezsozluk.com adresinde mevcut.